Romancılığının özellikleri
Reşat Nuri, Milli Edebiyat akımıyla başlayan, halka ve onun gerçeklerine yönelişin Anadolu'ya uzanan ilk başarılı temsilcisi sayılır Roman türündeki ilk yapıtlarını "Mütareke" devrinde verdi (1919-1922) Gözlemci gerçekçi tavrı, sevecen bakış açısı, yöneldiği sorunları yansıtmada etkili bir duyarlık evreni oluşturdu Onun bu özelliği, bireyselle toplumsalı iç içe işlediği yapıtlarının en belirgin öğesi sayıldı
İlk romanı Harabelerin Çiçeği, zaman gazetesinde tefrika edildi (1918) Bunu Dersaadet'te Gizli El izledi (1920) Bu iki çalışmasından sonra, bir oyunundan romana dönüştürdüğü Çalıkuşu ona büyük ün sağladı Kurtuluş Savaşı yıllarında, geniş bir kesim tarafından ilgiyle karşılandı Aşk kırgını Feride' nin, bir kaçış içinde Anadolu'ya öğretmenliğe gitmesi ve kendini, geri kalmış Anadolu'nun yoksul yörelerinde, bu göreve adaması romanın başlıca temasını oluşturur Roman, Feride ile sevgilisi kamuran'ın duygusal ilişkisinin mutlu birliğiyle sonlanır Reşat Nuri, Kurtuluş Savaşı Anadolusunun değişik yörelerini (Bursa, Çanakkale, İzmir, Kuşadası), "insanları" ve "gelenekleriyle" ele alarak "okuyucuya yeni bir ufuk" açmıştır Nabizade Nazım'ın Karabibik'i (1890) ve Ebubekir Hazım Tepeyran'ın Küçük Paşa'sıyla (1910) ilk kez İstanbul dışına açılan Türk edebiyatının, cumhuriyet dönemine geçiş evresindeki önemli bir ilk adımıdır Çalıkuşu Reşat Nuri'nin, Anadolu insanının bir takım toplumsal gerçeklerini yansıtmadaki yöneliminin ilk örneğidir hem Bu, romancılığının daha sonraki çizgisinin de ilk nüvesini oluşturur Romanın diğer bir özelliği de, Türk edebiyatında gerçekçi yönelimin yol açıcılığını yapmasıdır Romanın duygusal örgüsü içinde dönemin bir takım toplumsal sorunlarına değinilmesi ve Feride'nin kişiliğinde idealist bir tipin çizilmesi "halkı etkilemiş, ülkücü bir kuşağın yetişmesine kılavuzluk etmiştir" Reşat Nuri, bu romanıyla, Türk edebiyatında, Ahmet Mithat'tan sonra, geniş bir okur kitlesinin kazanılmasında etkili olmuştur
Romancılığının bu ilk dönemi kapsamına giren Dudaktan Kalbe (1923), Akşam Güneşi (1926) ve Bir Kadın Düşmanı (1927) yapıtlarında; bireylerin duygusal ilişkilerinin mutsuzlukla sonlanan serüvenlerini, toplumsal bir konum içindeki sorunlarla yansıtıldığı görülür
Anadolu insanının yoksulluğu, bilgisizliği, güç yaşam koşullarındaki bağlanışlarının yanı sıra batılılaşma özentisi içindeki insanlarının gerçekliği, yiten değer yargılar ve kuşaklar arası çatışma Romancılığının ikinci evresinde, toplumsal sorunları ele alan yapıtlarının başlıca temalarını oluşturur Bu yöneliminin ilk romanı Yeşil Gece (1928), 1908-1923 yılları arasında, Anadolu'daki medrese öğreniminin önemi ve -Şahin Efendi' nin kişiliğinde- yenilik yanlılarıyla, batılılaşma karşısındaki softalar arasındaki savaşım anlatılır İstanbul'da Somuncuoğlu Medresesi'ndeki dört yıllık eğitimi sonrası, inançlarını yitirerek ayrılan Şahin, Öğretmen Okulu'na girer Öğretmen çıkınca da, kendi isteğiyle Sarıova'ya gider 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) ardına İstanbul dışında boy gösteren softalarını etkili olduğu bu kasabada onlarla olan mücadelesi romanın başlıca temasını oluşturur Reşat Nuri, bir yandan gericiliğin boy verdiği, etkili olduğu toplumsal ortamı; diğer yandan da yeniyi, gelişmekte olanı belirli bir tez çerçevesinde yansıtır
Ahlak kurallarına bağlılığı yüzünden işinden olan Ali Rıza bey'in, ailesinin "modern yaşama" istemleriyle çatışan değer yargıların yıkılışı; bu yitenler ve değişenlerle birlikte, ekonomik yoksunluklar içinde çözülüp yıkılan bir aile Yaprak Dökümü'nün trajik yapısını oluşturur Reşat Nuri, iki kuşak arasındaki çatışmayla birlikte, değişen koşullarla yiten ve varolan gerçekliklerin eski yaşam biçimleriyle yeni yaşantılarda yer edişini yansıtmaktadır
Cumhuriyet' in kuruluşuyla gelen yenileşme hareketlerinin belirli yaşam kesitlerindeki yansısını, geçiş dönemi insanlarının yaşantılarından kesitlerle sunduğu Eski Hastalık (1935) Cumhuriyet 'in ilk yıllarının gerçekliğini yansıtması bakımından önem kazanır.
Tarihsel ve toplumsal yanı ağır basan Miskinler Tekesi (1946), onun yazınsal gerçekçiliğinin en başarılı örneği olarak nitelendirilmektedir Konusunun özgünlüğü, anlatımındaki yetkinlik ve getirdiği toplumsal eleştirel öz romanın önemli özelliklerini oluşturur Romanın örgüsündeki sevecen bakışın "insanlardaki değişim gücüne inanışı" romanı başarılı kılan bir başka özellik olarak belirir.
Romanlarının diğer bir bölümünün başlıca konusu ise sınıflar arası karşıtlıklar ( Kızılcık Dalları, son Sığınak) Meşrutiyet Öncesi istibdat yılları (Gökyüzü, Damga, Ateş Gecesi, Harabelerin Çiçeği); duygusal ilişkiler (Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi); mutsuz evlilikler (Eski Hastalık, Acımak) oluşturur Reşat Nuri, romanlarında kişilerin duygusal ilişkileriyle döneminin toplumsal sorunlarını bir arada yansıtır Romancılığının ikinci evresinde toplumsal özün öne geçtiği, bir "amaç durumuna geldiği" görülür Anadolu'nun gere kalmışlığı karşısında yüksünmeden çalışan, ülkenin yenileşme hareketine katılarak güçlükler ve engellerle mücadele eden değişik çevre ve mesleklerden 'ideal' kişiler (öğretmen, doktor, mühendis, memur ) romanlarının başlıca 'tip'leridir Çalıkuşu'nda Feride ile çizilen kadın tipi, o güne kadar Türk romanında işlene gelen tiplemeyi aşarak daha canlı, daha mücadeleci bir tip olarak belirir Bu aydın kişiliklerin yanı sıra toplumun diğer kesimlerinden (işçi, köylü, kentli, esnaf, asker, yönetici ) insanlar romanlarının anlatılan "çevre ve tarih koşulları içinde" yaşayan başlıca tip ve karakterlerini oluştururlar Tek boyutludur kişileri, iyi-kötü ikilemleriyle geliştirir kişilikleri
Sanatı
Günlük konuşma dilini başarılı ve etkili kullanmasıyla bu kişilikleri canlı kılabilmektedir Yoğunca kullandığı diyaloglarla sağlam bir anlatım birliği kurar Olay çoğunlukla kahramanın ağzından ve geriye dönüşlerle verilir (Gizli El, Kavak Yelleri, Damga, Ateş Gecesi, Kan Davası, Akşam Güneşi, Harabelerin Çiçeği, Gökyüzü) Bu anlatın biçemi, ona göre, bir yazar için gerekli ve zorunludur: "Ben, kahramanlarımdan birini alıp onun ağzından anlatmayı daha kolay bulurum Hem bu suretle vakalar dağılmaz Vakayı anlatan kahraman vahdeti muhafaza eder Sonra, bunun bir iyiliği daha vardır, romana mesuliyetin mühim bir kısmını üstünden silkip atmış olur Ekseriya bir romancının yaptığı bir tasvir okuyucuya soğuk gelebilir, çok defa okuyucular, romancının bir adamı anlatışını beğenmeyebilir İşte roman kahramanının ağzından anlatırsanız mesuliyetin bir kısmı sizden ziyade kahramanın görüşüdür "
Bazı romanlarında ise, (Değirmen, Yaprak Dökümü, Bir Kadın Düşmanı, Son Sığınak) "vaka bir olayla başlayıp ileriye doğru" gelişir Çalıkuşu ve Acımak günlük; Bir Kadın Düşmanı mektup biçeminde yazılmıştır.
Birol Emil, onun romancılığını değerlendirirken, çok okunan yanına değinerek, bunun nedenini şöyle açımlar: "Küçük dereceli memurdan devlet ve hükümet başkanına, lise öğrencisi -hatta o devirde ilkokul mezunu ve ilkokul öğretmeninden üniversite profesörüne kadar Türkiye'de okuma-yazma bilen farklı sosyal gurupların ve kültür tabakalarının roman okuyucusu sıfatıyla üzerinde birleştikleri tek romancımız Reşat Nuri Güntekin dir Bu mesut birleşmenin Türk kültür tarihi ve Türk roman sosyolojisi bakımından derin bir manası vardır Bu mana asırlık bir kültür ve cemiyet meselesinin çözümü demektir Yüz elli yıldır batılılaştıkça bir kültür yabancılaşmasına uğrayan Türk aydını karşısında Türk halkının kapıldığı çekingenlik ve içe kapanma bugün de ortadan kalkmış değildir Ancak büyük fikir ve edebiyat adamları bu ikiliğe son verebilirdi Reşat Nuri kendi sahasında buna muvaffak olabilen tek Türk romancısıdır "**
Öykücülüğü
Reşat Nuri, ilk öykü kitabını romanlarından önce yayımlar Verimli olduğu romancılığının ve tiyatro yazarlığının yanında, öykücülüğünü etkili ve sürekli kılmaz Ömer Seyfettin'le yeni bir kişilik kazanan Türk öykücülüğünün Refik Halit Karay'la Anadolu'ya açılan yönelimin süreğinde ürünler verir Yer yer Anadolu insanının sorunlarına değinmekle birlikte, öykülerinin başlıca temasının evlilik ve sorunları, sevi oluşturdu Bunların yanında değindiği diğer toplumsal konular; Cumhuriyet' in kuruluş yılları insanının yeni yaşam biçimleri karşısındaki çatışkıları, gençlerin sorunları, kötü yola düşen kadınlar, 'küçük insanların dünyası ve çalışma koşulları, taşra yaşamından görünümler, gözlemler sayılabilir.
Romanlarında olduğu gibi, sağlam bir diyalog kurgusu öyküsünün belirgin yanıdır Biçimsel bir kaygıdan ise, konu birliğini önceler Eleştirel bir yaklaşımla yazdığı bir takım kısa öykülerinde mizah öğesi ağır basar
Oyun yazarlığı
Tiyatro alanındaki çalışmalarına Meşrutiyet döneminde Zaman Gazetesi'nde tiyatro eleştirileri yazarak başladı (1918-19) Daha sonra, yazdığı oyunlarının birkaçı (Hançer, Eski Rüya, Taş Parçası ) Dörülbedayi'de oynandı Çeşitli uyarlamalar yaptı Gönül adlı bir komedisi, bir oyun yarışmasında birincilik aldı İlk oyunlarındaki hümanist tavrı, ülkedeki yeni toplumsal yapının getirdiği sorunlara yönelişte eleştirel bir gözlemciliğe dönüştü Bu değişimi yansıtırken, gelişen yeni yapının ilerici atılımlarının sonuçsuz kalışıyla beliren çatışmaların, çelişkilerin toplumun değişik kesimlerindeki yansıları, sorunsallığı oyunlarının başlıca konusunu oluşturdu.
Oyunlarında da, toplumsalla bireyseli bir arada işlerken, yer yer gülmece öğelerinden yararlanır Konularının seçiminde halka yönelik bir anlayışla, yalın anlaşılır bir dil kullanır Konu ve dil yönünden, toplumun her kesiminden insanın anlayabileceği bir bütünlük içinde kurmuştur oyunlarını Değişik yaşam kesitlerinden sorunlar getirirken, ustaca bir gözlemle bu kesim insanlarından başarılı tipler ve karakterler çizer.
Anadolu Notları adıyla topladığı gezi yazıları roman, öykü ve oyunlarına kaynaklık edebilecek gözlem yoğunluğuyla yüklüdür Görevli olarak gezindiği Anadolu'da, Anadolu insanını ve sorunlarını, geleneksel yaşam özelliklerini, gezilen yerlerin yapısal görünümlerini yerinde gözlemle verir Bu yazılarında, izlenimlerinin bir öykü duyarlığında işlemiştir.
Reşat Nuri, yazma uğraşısından söz ederken, nasıl yazdığını şöyle dile getirir: "Not almak, masa başında plan yapmak adetim değildir Çok eskilerden beri zaman zaman zihnimde, adeta kendiliklerinden, çok iptidai bazı hikaye kanavaları çizilmiştir İleride tekrar ele almak düşüncesiyle bir köşeye atarım Evlerin hırdavat dolaplarındaki kırık çocuk oyuncakları gibi karmakarışık birikirler Ara sıra bunlardan biriyle bir parça oynayıp tekrar yerine atarım Bunları ressamların üçer beşer çizgilik ilk eskizlerine benzetmek de mümkündür Şu fark ile ki onlar dolaptan yine eski halleriyle çıkarlar Benim oyuncakların bir kısmı büsbütün kaybolmuşlar yahut çürüyüp dağılmışlardır Fakat bazılarını da haberim olmadan şaşılacak derecede işlenmiş ve daha garip bugünkü aktüel duygular ve görüşlerimin tonunu tutacak derecede değişik tazelemiş bulurum Böylece en yeni romanlarımın bazen yirmişer otuzar senelik, hatta belki daha fazla birer geçmişleri olduğunu söylersem yalan olmaz "***
REŞAT NURİ GÜNTEKİN’İN YAZDIKLARI
I ROMANLARI
Çalıkuşu; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1338 (1922) - 1977
Gizli El; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1924 -1976
Damga; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1924 -1977
Dudaktan Kalbe; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1925 -1975
Akşam Güneşi; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1926 -1976
Bir Kadın Düşmanı; Yeni Matbaa, İstanbul, 1927-1976
Yeşil Gece; Suhulet Kütüphanesi, İstanbul, 1928 -1976
Yaprak Dökümü; İstanbul, 1930 -1977
Kızılcık Dalları; Muallim Ahmet Halit Kütüphanesi, 1932 -1976
Gökyüzü; Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, 1935 -1976
Eski Hastalık; Kanaat Kitabevi, İstanbul, 1938 -1976
Ateş Gecesi; Semih Lütfi Kitabevi, İstanbul, 1942 -1975
Değirmen; Semih Lütfi Kitabevi, İstanbul, 1944 -1977
Miskinler Tekkesi; İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1961-1976
Harabelerin Çiçeği; Hadise Yayınevi, İstanbul, 1953 -1976
Kavak Yelleri; İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1961 -1976
Son Sığınak; İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1961 -1976
Kan Davası; İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1962 -1972
Ripka İfşa Ediyor; 1949 yılında Ulus gazetesinde tefrika edilmiştir
II ÖYKÜLERİ
Recm Gençlik ve Güzellik; Türk Dünyası Matbaası, İstanbul, 1335 (1919)
Roçild Bey; Matbaa-i Ahmet İhsan ve Şürekâsı, İstanbul, 1335 (1919)
Eski Ahbap; Ahmed İhsan Matbaacılık Osmanlı Şirketi, İstanbul, (tarihi yok)
Tanrı Misafiri; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1927 -1977
Sönmüş Yıldızlar; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1928 -1977
Leylâ ile Mecnun; Suhulet Kütüphanesi, İstanbul, 1928 -1976
Olağan İşler; Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul, 1930 -1975
III OYUNLARI
BASILMIŞ OYUNLARI
Hançer; Diken-İnci Neşriyatı Matbaası, İstanbul, 1336 (1920)
Eski Rüya; Hüsn-i Tabiat Matbaası, İstanbul, 1338 (1922)
Ümidin Güneşi; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1924
Gazeteci Düşmanı, Şemsiye Hırsızı, İhtiyar Serseri (Üç oyun); İstanbul, 1925
Taş Parçası; İkbal Kütüphanesi, İstanbul, 1926
Bir Köy Hocası; Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul, 1928
Babür Şah’ın Seccadesi; Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul, 1931
Bir Kır Eğlencesi; Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul, 1931
Ümit Mektebinde; Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul, 1931
Felaket Karşısında Gözdağı, Eski Borç (Üç oyun); Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul, 1931
İstiklâl; Hâkimiyet-i Milliye Matbaası, Ankara, 1933
Vergi Hırsızı; Devlet Matbaası, İstanbul, 1933
Hülleci; Devlet Basımevi, İstanbul, 1933
Bir Yağmur Gecesi; Ulusal Matbaa, Ankara, 1943
Yaprak Dökümü; M E B , İstanbul, 1971
Eski Şarkı; M E B , İstanbul, 1971
Balıkesir Muhasebecisi; M E B , İstanbul, 1971-1977
Tanrıdağı Ziyafeti; M E B , İstanbul, 1971-1977
BASILMAMIŞ OYUNLARI
Gönül ve İnhidam, 1916
Yol Geçen Hanı, 1944
Ağlayan Kız, 1947
Bu Gece Başka Gece, 1956
Daktilo Makinesi, (Radyofonik Oyun)
IV GEZİ NOTLARI
Anadolu Notları, C I-II, Kanaat Kitabevi, İstanbul, 1936-1978
V ÇEŞİTLİ KİTAPLARI
Dil ve Edebiyat; Başvekâlet Müdevvenât Matbaası, Ankara (Tarihsiz)
Fransızca-Türkçe Resm’i Büyük Dil Kılavuzu (İsmail Hâmi Dânişmend, Ali Süha Delibaşı, Nurullah Ataç ile birlikte), Kanaat Kitabevi, İstanbul, 1935
Türk Kıraatı (Refet Avni ile birlikte ortaokullar için) İstanbul, 1930