Küçük Prens
Türk Klasikleri

2TL Dekolte Yayıncılık / Kızlar Sarsılacaksınız / Nick Kelman

2TL Dekolte Yayıncılık / Kızlar Sarsılacaksınız / Nick Kelman
%80
  • 9789759013202
  • 9.90 TL
  • 2.00 TL
  • 7.90 TL (%80 İndirim)
Ürün Açıklaması
Ödeme Seçenekleri
Teslimat Bilgisi
Tavsiye Et
Ürün Görüşleri
Kızlar kitabında Kelman, seks ve para ilişkilerini, kadın ve erkek ilişkilerini, zengin ve özenti ilişkilerini, güçlü ve yalaka ilişkilerini, ihanet ve bağlılık ikilemlerini, sahip olmak ya da yalnız olmak ikilemlerini içini tüketen ve anlaşılmak için bir şey yapmadan kendilerini zenginliklerinin kurbanı ve paralarının yalnız bıraktığına inanarak bunu genç ve taze zihinleri vampirce işgal ederek, kalplerine, hayatlarına vücutlarına girerek yozlaştıran erkekleri, bunu yaparken kurbanını bir denek gibi incelemesini son derece erotik ve hiçbir şeyden sakınmaksızın anlatıyor.



"Kaygan bir zemindeyiz: uzun seks betimlerinden heyecanlanmalı mıyız yoksa Kelman'ın yasadışı olanı bu kadar cazip kılan dilinden dehşete mi düşmeliyiz? Kelman'ın doğalmış gibi sunduklarını kestirmeden "yanlış" diye etiketeyip sıyrılarak rahatlayabilir miyiz yoksa bunun üzerine daha derin mi düşünmeliyiz? Kelman'ın okuru pasif bırakmayan, acımasızca araştırmacı dili, bu soruları gerekli kılıyor" diyor Arena'dan bir yazar...



"Zeki bir yazar olan Kelman, erkek cinselliğini hem iğrenç hem de büyüleyici yönleriyle anlatıyor... Evet, eskort kızlar ve üçlü ilişkiler de var kitapta ama Kelman referanslarını, Hooters garsonları ve Jenna Jameson'un da ötesine geçip klasik Yunan dönemine kadar derinleştiriyor" diye İlyada ve Odisse'den konuyla ilgili alıntıları hatırlatıyor Seattle Weekly'den Brian Miller.



Bir bayan magazini olan Elle'den Daphne Merkin şu sonuca varıyor:



"Kızlar sizi ilk cümlesinden itibaren saran o kitaplardan biri... Olağanüstü dengeli, son derece edebi ve yapış yapış seks kokan bu kitap gençlik, güç ve para konusundaki kültürel saplantılarımızı TV gerçekliğinin ötesinde irdeleyen bir eser... Sonuçta bu yılın en karanlık, en coşkulu ve son derece zekice yazılmış romanlarından biri var karşımızda."



Kitap hakkında söylenenler daha bitmiyor, bitmeyecek, para - aşk bilmeceleri, aşksız hayat yaşamakla parasız hayat yaşama ikilemleri, erkeklerin kadınları kullanmaları karşılığında kadınların da onların varlıklarını kullanıp onların da bir ruha sahip olduklarını görmezden gelmeleri hikayeleri daha çok konuşulacak, yazılacak, mutluluk tanımları üzerinde daha çok kafa yorulacak... Bu arada bu güzel roman güzel bir şey söylüyor aslında... Duyabilene... Dinleyiniz.



Kızlar...



Hiç bu kadar uç bir şeyden söz ederek size doğru yol gösterilmemiştir.
Kelman, seks ve para ilişkilerini, kadın ve erkek ilişkilerini, zengin ve özenti ilişkilerini, güçlü ve yalaka ilişkilerini, ihanet ve bağlılık ikilemlerini, sahip olmak ya da yalnız olmak ikilemlerini içini tüketen ve anlaşılmak için bir şey yapmadan kendilerini zenginliklerinin kurbanı ve paralarının yalnız bıraktığına inanarak bunu genç ve taze zihinleri vampirce işgal ederek, kalplerine, hayatlarına vücutlarına girerek yozlaştıran erkekleri, bunu yaparken kurbanını bir denek gibi incelemesini son derece erotik ve hiçbir şeyden sakınmaksızın anlatıyor.



MIT'de 'Beyin ve Bilişsel Bilimler' bölümünde lisans; Brown Üniversitesi'nde 'Yaratıcı Yazarlık' bölümünde yüksek lisans yapan Kızlar'ın yazarı Nick Kelman, kendisinin üye olmadığı bir grup içerisindeki insanları inceleyerek dünyayla, zevkle, diğer insanlarla olan bağlarını irdelemiş, durumlar hakkında ne düşünebileceklerini keskin bir zekâyla ve bir insanın kendine karşı bile olamayacağı kadar dürüst bir dille, süslemeksizin, herhangi bir çirkinliği örtmeksizin anlatmıştır.



"Kelman'ın senaryolarındaki erotik yük gözardı edilemez" diyor Booklist'ten Joanne Wilkinson;



"Genç kadınlarla yatan yaşlı erkeklerin şehvetle meditasyonu"

diyor Publishers Weekly'den Debora Sussman Susser



ve



"Bir Details okuyucusunun karanlık fantazisi"

diyor Village Voice'dan Amy Farley





ama daha dikkatli bakanlar şunları görüyor:



"Kaygan bir zemindeyiz: uzun seks betimlerinden heyecanlanmalı mıyız yoksa Kelman'ın yasadışı olanı bu kadar cazip kılan dilinden dehşete mi düşmeliyiz? Kelman'ın doğalmış gibi sunduklarını kestirmeden "yanlış" diye etiketeyip sıyrılarak rahatlayabilir miyiz yoksa bunun üzerine daha derin mi düşünmeliyiz? Kelman'ın okuru pasif bırakmayan, acımasızca araştırmacı dili, bu soruları gerekli kılıyor" diyor Arena'dan bir yazar...



Bir bayan magazini olan Elle'den Daphne Merkin şu sonuca varıyor:

"Kızlar sizi ilk cümlesinden itibaren saran o kitaplardan biri... Olağanüstü dengeli, son derece edebi ve yapış yapış seks kokan bu kitap gençlik, güç ve para konusundaki kültürel saplantılarımızı TV gerçekliğinin ötesinde irdeleyen bir eser... Sonuçta bu yılın en karanlık, en coşkulu ve son derece zekice yazılmış romanlarından biri var karşımızda."



Sonra, San Diego Union-Tribune'den Tiffany Lee-Youngren giriyor araya:

"Kızlar, cinsel betimlemeler içeren yaramaz bir küçük kitaptan fazlasını vaat ediyor... Kelman'ın araştırmaya dayalı referansları (Homeros, Nabokov, Oxford İngilizce Sözlük) ve mitoloji, sosyoloji, dilbilim ve felsefe üzerine görüşleriyle roman, erkek libidosunun karanlık ve yıkıcı yüzüne kapsamlı bir bakış sunan edebi bir eser," diyor...



Sonuçta paraya ve ilişkilere bakışta devrim yaratan farklı bir noktaya geliniyor:



"Kapsamlı günah tasvirleriyle "kızlar" düşünmeye sevk eden, neredeyse politik bir kitap ve ahlâki tabuları ustaca devirerek ilerliyor"

diye noktayı koyuyor Sean O'Hagan, Londra Observer 'dan



İşte bu yüzdendir ki bu roman cinsellikle dolu olmasına rağmen aslında bunun maskesi altında birçok farklı şeye dem vuruyor, günlük küçük pratiklerde, onurumuzla para karşısındaki duruşumuzda, para yani "güç" karşısında ne kadar direnip bu direncin hangi noktada kırılacağını eşeliyor. İkili ilişkilerimizde sadakatle ihanet arasındaki beyindeki ikilemleri ve anlık da olsa artık geri dönülemeyecek ve bir kez sınırı aşmış, ihaneti etmiş sayabilecek düşünceleri gıdıklıyor.



"San Francisco Chronicle" ve "New York Journal News" tarafından yılın en iyi kitapları arasında gösterilmiş olan kitabın girişindeki Homer'den, Vergillius'tan yapılan alıntıların yanısıra bir de İngiliz bir pop-rock grubu olan The Zombies'den 1969'da yayınlanmış "Time of the season" parçasının sözlerine yer verilmiş:



Adın ne?

Baban kim?

Benim kadar zengin mi?

Sana yaşamak için

Gerekli şeyleri öğretmeye zaman ayırdı mı?




Evet... Babaları kızlarına hayatla ilgili neler öğretir? Erkeklerle ilgili neler öğretir? Bir babanın kızına erkeklerle ilgili birşey öğretmesi Türkiye'de söz konusu mudur? Ya da genç kızların erkek arkadaşının var olduğunun bilgisi açığa çıkartılır mı? Bunlara verilecek cevabı biliyoruz. Yüzdelerde vardır bir, iki açık görüşlü baba ama o kadar. 69'da demek İngiltere'de de varmışi dünyanın bir çok diğer yerinde olduğu gibi...



Yazarımız, ülkemizde çok olmayan fakat geliştirilmesi gerektiğine yürekten inandığımız okuma grupları için bir de rehber hazırlamış. Biz de belki böyle gurupların kurulmasına bir ön ayak olur düşüncesiyle Türkçeleştirdik. Giriş yazısında kendisine sorulan genel soruları da yanıtlayan yazar, aşağıda göreceğiniz gibi okuyucuyla birebir yüzleşmekten de çekinmiyor:



"Okuma Grupları için Rehber

Kızlar romanının çıkış noktası ve yazmaya iten nedenler:



Amerika'da olduğu gibi tüm dünyada da okurlar şunu merak ederler: benim yaşlarımda biri neden kızlar gibi bir roman yazar? Karakterler benden çoğunlukla yaşlılar ve ilk kurgu romanımda kendi hayatımdan değil de başkalarının hayatlarından gözlemlediğim hikayeleri anlatıyor olmam çoğu kişiye ilginç geliyor. Bu noktada iki sorunun yanıtlanması gerekiyor: (1) konu nereden aklıma geldi, (2) niye bu konu üzerine bir kitap yazma zorunluluğu hissettim?



İlk sorunun yanıtı çok karmaşık değil. Aslında konu beni buldu. Her zaman zeki ve hesaplı hareket eden eski bir aile dostu beni şirketinin son başarılarının kutlanacağı bir partiye davet etti. Gecenin ortalarına doğru sohbet esnasında içkisini yudumlamak için bardağını kaldırdığında arkadaşımın parmağında bir yüzük olduğunu farkettim: üzerinde birşeyler yazılı, basit bir gümüş yüzük. Yakından görmek istediğimde utandı ve ben üstünde yazılanı okuyana kadar neden utandığını anlayamadım. Yüzüğün üzerinde yazan şey arkadaşımın karakterine o kadar zıt birşeydi ki, güldüm: "Daha çok hayal kur". Yüzüğü neden aldığını (daha doğrusu neden taktığını) sorunca, bunun üniversite birinci sınıfta okuyan yeni kız arkadaşının hediyesi olduğunu söyledi. Bu yanıt üzerine ikimiz de güldük ve konuyu kapattık; sebep son derece açıktı.



Ama ertesi sabah uyandığımda kendimi bu konuya kafa yorarken yakaladım. Arkadaşımın yanıtının neden herşeyi açıkladığını merak ediyordum. Yaşlı, başarılı ve deneyimli bir adama genç bir kızın üzerinde "Daha çok hayal kur" yazan bir yüzük vermesi neden bu kadar anlamlıydı? O gün konuşmamızla ilgili birkaç cümle yazdım ama ilerleyen günlerde dönüp dolaşıp o sayfaya kendi düşüncelerimi, hikayelerimi, araştırmalarımı eklemeye başladım. Sonrasında baktığım heryerde bu tür ilişkiler gördüğümü, bundan kaçamadığımı farketmeye başladım: televizyonda, filmlerde, duyduğum öykülerde, tanıştığım insanlarda ve hatta o aralar okuduğum Homeros'ta. Ve heryerde bu tür ilişkilere rastladığım için, bunları yazmak zorundaydım. Bu konunun toplumla ilgili tahmin ettiğimizden fazla ipucu verdiğine inanıyordum. Üstelik sadece bugünkü toplumla ilgili de değil; tüm insan topluluklarının temelinde vardı bu.



Bu tür ilişkiler erkekler için sıradan çapkınlıklar, kadınlar içinse kabul edilebilir bir tür fahişelikmiş gibi görülerek basite indirgeniyor. Ama bu tür ilişkiler yaşayan insanları gözlemlediğimde, bu indirgemenin ötesinde patolojik bir durum olduğunu farkettim. Kişiler ve durumlar tıpatıp birbirine benzemese de hepsinde seksin ötesinde karmaşık birşeyler vardı. Genç kızlarla ilişkiye giren daha yaşlı erkeklerin hepsinde ortak bir nokta olduğunu gördüm: beni onlar gibi olmayı istemeye yöneltiyor ve onlar gibi olmaktan korkutuyorlardı. Ve sanırım bu korku ikinci sorumun yanıtı oldu.



Bu adamların hayatı çok çekiciydi: sık sık seyahat ediyorlar, sürekli yeni deneyimler ediniyorlardı; en iyi giysileri, en iyi şarapları, en hızlı arabaları, en büyük evleri ve elbette en güzel kadınları alacak paraları vardı. Ve, evet, para transferi açık olmasa da bu "satın aldıkları" birşeydi. Herhalde işin daha da kötü tarafı bu adamların zeki, iyi eğitim almış, farklı insanlar oluşuydu. "Nibelung'un Halkası"ndaki ince noktaları tartışırken, "Kasvetli Ev" romanının "Vanity Fair"den esinlenerek yazıldığını söylüyormuş kadar rahattılar ya da iyi ipek kumaşları ayırt edebilecek insanlardı. Bu kadar kültürlü ve deneyimli görünmeseler onları yok saymak, hayatlarını nasıl geçirdiklerine aldırmamak daha kolay olurdu. Eğer kendime bunca şeye sahipler ama hiçbirşeyin değerini bilmiyorlar diyebilseydim, yaşam tarzlarını kolaylıkla reddedebilirdim. Ama durum öyle değildi, ve bu haliyle benim için çok çekiciydi.



MIT'den, tarih boyunca teknolojinin en çok hız kazandığı bir dönemde, çalışma alanı gittikçe yayılan bir bölümden mezun oldum. Sonrasında arkadaşlarım hayata atılıp servetler kazanırken ben yüksek lisans yapmayı seçtim. Brown'da yüksek lisansa başladığım yıl, eski ünviersitedeki oda arkadaşım ilk patentinden kazandığı parayla Boston'da bir bar satın almıştı bile. Bense burs parasıyla yaşıyor, viskimi kısıtlı içiyordum. Sanırım bu çelişki, bu kitabı yazma saplantımı besledi. Kızlar'ı yazarken, farklı bir seçimin beni nerelere götürebileceğini hayal ederek kendi kararlarım üzerine de düşünmüş oldum (yine de, hepsi olmasa da, örneğin o barı satın alan arkadaşım hayatından memnun).



Yani bu sadece yüksek lisansa devam etme kararımdan memnun olmak için bulduğum bir yol muydu? Herhalde öyle. Sanırım zamanla bunu daha iyi anlayacağım. En azından, itkileri ne olursa olsun sonuçta kızlar diye bir eser ortaya çıktı. Bu bana kendimle iligli birşeyler de öğretti. Hayatımda başka seçimler yapmış da olsam, kitaptaki o adamlar gibi biri olma şansım çok düşüktü. Bir işte başarılı olabilmek için, o işi sevmen, o işe tutkuyla bağlanman gerekir. Sadece başarının getireceği ödülleri istemek yetmez; başarıya götüren yolu da sevmelisin. Benim seçimleri etkileyen şey, tutulacak yolların sonunun nereye vardığıydı. Ancak Kızlar'ı yazarken, seçmek istediğim yolun, sevdiğim yolun, yazarlık yolu olduğunu da anladım. Bu yolun en keyifli tarafı ise, nereye gittiğini, nerede ve nasıl biteceğini kimsenin bilmemesi."



ve tabi sorular soruyor...



"Tartışma Konuları ve Sorular



1. Romanın başında ve sonunda zamana yapılan göndermeler olduğunu farkettiniz mi? Kitapta zamanın oynadığı rolü tartışınız. Romanın bir başı ve sonunun olmaması anlamlı mı?



2. Kızlar sizce mizojinistik mi? Neden? Kitabın merkezinde yer alan ilişkilerde erkeler ve kadınlar arasındaki farkları nasıl açıklarsınız? Çizilen karakterleri gerçekçi buldunuz mu?



3. Kızlar'da bahsedilenlere benzeyen insanlar tanıyor musunuz? Sizce kitapta bahsedilen olgu gerçek mi?



4. Kızlar size başka hangi kitapları hatırlattı? Bu kitaplara benzediği ve ayrıldığı yönler neler? Kızlar'da yakın zamanlarda izlediğiniz filmlerde işlenenlere benzer temalara rastladınız mı?



5. Yazarı bu tür karakterler hakkında yazmaya iten nedenleri tartışınız. Sizce yazar, bu kitaptan ne almanızı umuyor?



6. Kızlar'da birden fazla anlatıcının olduğunu ne zaman farkettiniz, ya da farkettiniz mi? Bunu farketmemiş olmak birşey değiştirir mi? Anlatıcı değişimleri hikayenin biçimlenmesine nasıl katkıda bulunuyor?



7. Kızlar'ı okurken ikinci tekil şahıs kullanımı size ne düşündürdü? Roman birinci tekil şahıs ağzından ya da üçüncü tekil şahıs üzerinden anlatılmış olsa ne değişirdi?



8. Homeros'tan yapılan alıntılar, romanın modern biçimde yazılmış bölümleriyle bir zıtlık oluşturmaktalar. Ilyada ve Odysseia'dan yapılan alıntılar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yazar bu pasajları romana serpiştirerek ne demek istiyor?



9. Güç ve hayatta kalma kavramlarını ve bu kavramların romanın karakterleriyle nasıl ilişkili olduğunu tartışınız. Bu kavramlar, romandaki klasik alıntılarla nasıl ilişkilendiriliyor?



10. Kitabın yapısını nasıl tanımlarsınız? Anlatımla içerik arasında bir ilişki farkettiniz mi? Kitaptan bir bölüm seçin ve bu bölümde kullanılan anlatım biçiminin metni yorumlayışınızı nasıl etkilediğini tartışın."



Kitap hakkında söylenenler daha bitmiyor, bitmeyecek, para - aşk bilmeceleri, aşksız hayat yaşamakla parasız hayat yaşama ikilemleri, erkeklerin kadınları kullanmaları karşılığında kadınların da onların varlıklarını kullanıp onların da bir ruha sahip olduklarını görmezden gelmeleri hikayeleri daha çok konuşulacak, yazılacak, mutluluk tanımları üzerinde daha çok kafa yorulacak... Bu arada bu güzel roman güzel bir şey söylüyor aslında... Duyabilene... Dinleyiniz:



"Nic Kelman, bu çarpıcı ilk romanında kimseyi rahat bırakmıyor.Batı kültürü, doğu kültürü, erkekler, kadınlar... ve sen, cesur okuyucu, seni de". diye okuyucuya sesleniyor 'Loverboy'un yazarı Victoria Redel.



"Kelman eril korku ve arzuları son derece kapsamlı bir şekilde anlatıyor... herşeye sahip erkekler, uzun süre önce kaybettikleri şeyleri -masumiyet, merak, açıklık, enerji- barındıranları pervasızca tüketiyorlar... genç kadınlarla seks yapmayı, 'hayat bulma' ayini gibi yaşayan erkeklerin rahatsız edeci portreleri"

diyor New York Times Book Review'den Ben Sisario.



"Bütün erkekler domuz değildir. Ama bazıları öyledir ve zengin, başarılı ve çekici olanlar bunların en canavarları olabiliyorlar. Bu patolojinin gelişiminin tamamen doğru ve isabetli tesbitlerle anlatıldığı, merak uyandırıcı ve son derece rahatsız edici bu kitabı birçok kez okumaya devam edemeyeceğimi düşünüp yine de elimden bırakamadım" diyor Kurt Anderson belli ki cok icten bir şekilde; kendisi NPR Studio 360 sunucusu ve Turn of the Century kitabının yazarı.



"Zeki bir yazar olan Kelman, erkek cinselliğini hem iğrenç hem de büyüleyici yönleriyle anlatıyor... Evet, eskort kızlar ve üçlü ilişkiler de var kitapta ama Kelman referanslarını, Hooters garsonları ve Jenna Jameson'un da ötesine geçip klasik Yunan dönemine kadar derinleştiriyor" diye İlyada ve Odisse'den konuyla ilgili alıntıları hatırlatıyor Seattle Weekly'den Brian Miller.



"Kelman evrendeki tüm başarılı erkekleri striptizcilerin, fahişelerin, arkadaşlarının kızlarının ya da kızlarının arkadaşlarının dünyasına nüfuz eden karakterlere dönüştürüyor... Kızlar Freudyen bağlantılar ve enteresan verilerle Alex Trebek'in bahsetmeye cesaret edemeyeceği konuları içeriyor". Evet Paper da böyle diyor ve içimizi biraz olsun rahatlatıyor.



"Kitabı bir oturuşta okuyup bitirdim... Selby Jr. Ya da Bukowski kadar çiğ ve kaba dili ve John Updike, Philip Roth ya da Richard Gates romanlarında rastlayacağınız kadar güçlü bir erkek orta yaş krizi betimlemesiyle Kızlar okunması güç ama bırakılamayacak kadar da sürükleyici bir kitap; ümitsiz erkek libidosunun röntgenci bir portresi" Uncut'dan Nick Johnstone böyle deyince bize fazla yoruma yer kalmıyor: Bir erkek kadar diğer erkekleri kim tanıyabilir ki?



"Kızlar Lolita benzeri bir kitap ya da Kelman'ın erkekleri Humbert Humbert türevleri değiller. Aradaki en büyük fark, Humbert'in genç kızı öbür dünyaya aitmiş kadar güzel ve çekici bir kızken, Kelman'ın romanındaki kızların gerçek dünyadan, yani (en azından anlatıcıların gözünde) yozlaşabilir oluşları ki onları çekici kılan da bu yozlaşabilme kapasiteleri zaten... Kelman bize düşünmek istemediğimiz durumlar sunuyor ve cevaplanması güç sorular sorarak rahatsız edici ve kalıcı bir etki bırakıyor". diyen San Francisco Chronicle'dan Kim Hedges'in düşünmek istemediğimiz sorular konusundaki bulgusu çok doğru.



"Cinsellik içeren bölümlerin dili son derece açık saçık, sert ve fiziksel detaylara verilen önemle neredeyse kaba ama diğer bölümler de öyle... Nic Kelman'ın gücü, görünürde başka birşeyden bahsetmiyormuş gibi yapıp cinselliğe sadece seks olarak yaklaşmamasında" demiş Andy Battaglia, Onion A.V. Club'tan... Peki biz ne demiştik?



Hiç bu kadar uç bir şeyden söz ederek size doğru yol gösterilmemiştir.

(Tanıtım Bülteninden)
  • 9789759013202
  • 192
  • Nick Kelman
  • 14.0x20.0
  • Ekim 2006
  • 3. Hamur
  • Ciltsiz


İçerik bulunamadı
 


Yorum Yap

*
*
*

Resimde gördüğünüz karakterleri boşluğa giriniz.

.  Tekrarçiz

Doğrula: 

  
*
  
  
*

Resimde gördüğünüz karakterleri boşluğa giriniz.

.  Tekrarçiz

Doğrula: 

1. Havale / EFT ile Ödeme
Havale / EFT ile 2.00 TL

Banka Hesap Numaraları


2. Posta Çeki ile Ödeme
Posta Çeki ile 2.00 TL Hesap No: 962 35 87 - Erdoğan Kitap Dağıtım Paz.

3. Kapıda Ödemeli
Toplam Sipariş Bedeli + Kargo Bedeli ve Tahsilat Bedeli Uygulanmaktadır.

4. Kredi Kartı ile Ödeme


Siparişlerin gönderim süreci, kredi kartı güvenlik kontrolünün tamamlanması veya havale/eft ödemelerinin onaylanması ile başlar. Gün içinde saat 18:00 ve sonrasında verilen siparişler bir sonraki iş gününde işleme alınır, nadiren 18:00'a kadar verilen siparişler aynı gün işleme alınabilmektedir.

Ortalama gönderim süresi ürün gruplarına göre değişmektedir. Genel olarak ürünler ortalama "0 - 3" iş günü içerisinde kargo firmasına teslim edilmektedir, nadiren tedarik sürecine bağlı olarak kısa süreli gecikmekler yaşanabilir. Bu durumda size e-posta yada telefon ile bilgi verilir.

Gönderi süreci; başarılı olarak kredi kartı ile yapılan ödemelerde direk işleme alınır, havale/eft ile ödemelerde ise; yaptığınız alışverişin gönderilmesi için önce havalenin bize ulaşması gerekir, siparişiniz havale işlemi onaylandıktan sonra kargoya verilir.

Kapıda ödemeli gönderimlerde genel Kargo bedeli ve + Tahsilat bedeli alınmaktadır, gönderimler için telefon ile onay alınmaktadır. (0212) 515 05 55

Siparişinizin adrese teslim süresi, siparişinizdeki diğer ürünlerin kargoya verilme süresine ve teslimat adresinize göre değişkenlik gösterebilir. Kargo firmaları pazar ve resmi tatil günlerinde teslimat yapmadığı için söz konusu günlerde verdiğiniz siparişler bir sonraki iş gününde kargoya teslim edilir.

Bu Ürünün Yanında Alınan Diğer Ürünler

Bekle
Yükleniyor...